Ana SayfaFen BilimleriDuyu Organları Konu Anlatımı 6.Sınıf

Duyu Organları Konu Anlatımı 6.Sınıf

Duyu Organları Konu Anlatımı 6.Sınıf, her sene karşımıza çıkabilecek bir konu olduğundan bu konu anlatımını çok iyi bilmemiz gerekmektedir. Duyu Organları Konu Anlatımı soruları daha kolay bir şekilde çözebilmeniz için size yardımcı olacak Duyu Organları Konu Anlatımını bu yazımızda anlatıyoruz. Duyu Organları ile ilgili bilmemiz gereken konu içeriğini şu şekilde sıralayabiliriz:

Duyu Organları

Duyu organları, çevreden gelen çeşitli uyarıları alan organlara duyu organları denir. Görme duyu organımız göz, duyma duyu organımız kulak, tatma duyu organımız dil, koklama duyu organımız burun ve dokunma duyu organımız deri olmak üzere beş duyu organımız vardır. Duyu organlarımızın yapısında, uyarıları alan ve bu uyarıları uyartı mesajları olarak sinirlere aktaran duyu almaçları denilen özel hücreler bulunur.

Örnek: Gözde ışık, burunda koku, kulakta ses, dilde tat, deride sıcaklık, dokunma, ağrı ve basınç uyarılarını alan duyu almaçları bulunur.

Göz

Göz, dıştan içe doğru sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabaka olmak üzere üç tabakadan oluşur.

gozun yapisi
Sert Tabaka: En dışta bulunan, gözü koruyan, sert ve beyaz renkli bir tabakadır. Gözün dışarıdan görünen beyaz kısımları sert tabakadır. Sert tabaka, gözün ön tarafında saydam ve dışarı doğru şişkin bir hâl alır. Bu kısma saydam tabaka (kornea) denir.

Damar Tabaka: Sert tabakanın altında yer alır. Damar tabakada gözü besleyen damarlar bulunur. Bu tabakanın yapısı gözün ön tarafında değişir ve iris denen bölgeyi oluşturur. İris, göze rengini veren kısımdır. İrisin ortasında bir açıklık yer alır. Bu açıklığa göz bebeği denir. Işık, göz bebeğinden geçerek gözün iç kısmına girer. İris, göz bebeğinin genişliğini kontrol ederek göze giren ışık miktarını ayarlar. Göz bebeğinin arkasında göz merceği bulunur. Bu ince kenarlı bir mercektir ve üzerine gelen ışığı kırar ve belirli noktalara odaklar. Bu merceğin şekli mercek etrafında yer alan kaslar yardımıyla değişebilir.

Ağ Tabaka: Gözün en iç tabakasıdır. Ağ tabakada duyu almaçları ve görme sinirleri yer alır. Ağ tabaka üzerinde duyu almaçlarının en yoğun olarak bulunduğu kısma sarı leke adı verilir. Görüntü en net sarı lekede oluşur. Duyu almaçları ile alınan uyarılar uyartı mesajları olarak görme sinirleri aracılığıyla beyne iletilir. Göz sinirlerinin ağ tabakadan çıktığı noktada duyu almacı bulunmaz. Bu sebeple bu kısma kör nokta adı verilir.

Gözün Yardımcı Organları

Gözün etrafında bulunan göz kapakları, kirpikler, kaşlar, gözyaşı bezleri, yağ bezleri ve göz yuvarlağını hareket ettiren kaslar gözün yardımcı organlarıdır. Göz kapakları, tehlikeli durumlarda kapanarak gözü tehlikelerden korur. Kirpikler, göze gelen tozları tutmaya yarar. Kaşlar ise alından gelen teri tutarak göze girmesini engeller. Böylece gözü tuzlu bir sıvı olan terden korur. Gözyaşı bezlerinden salgılanan gözyaşı, göz kapakları açılıp kapandıkça gözün dış yüzeyini temizler.

Görme Olayı

Gözde görme olayı şu şekilde gerçekleşir:
» Nesnelerden yansıyan ışık ışınları öncelikle korneaya ulaşır. Kornea tarafından kırılan ışık ışınları göz bebeğinde toplanır.
» Işık ışınları göz bebeğinden geçerek merceğe ulaşır.
» Işık ışınları mercekte ikinci kez kırılır ve camsı cisimden geçerek ağ tabakadaki sarı leke üzerine düşer. Sarı lekede ters görüntü oluşur.
» Oluşan ters görüntü, sarı lekede bulunan duyu almaçları tarafından algılanır ve sinirler ile beynin görme merkezine taşınır.
» Beyindeki görme merkezinde ters görüntü düz olarak algılanır ve görme olayı gerçekleşmiş olur.

gorme olayi

Göz Kusurları

Miyopluk, hipermetropluk, astigmatizm ve şaşılık yaygın olarak karşılaşılan göz kusurlarından bazılarıdır.
Miyop göz kusuruna sahip kişiler, uzağı net göremezken; hipermetrop göz kusuruna sahip kişiler, yakını net göremezler. Astigmat göz kusuruna sahip kişilerse, uzağı ve yakını net göremezler.
Bu tür göz kusurlarına sahip insanların kullandığı gözlük veya lensler, ışığın göze geliş açısını değiştirerek, net görüntünün oluşmasını sağlar. Bu göz kusurlarının kalıcı tedavisiyse, lazer teknolojisi adı verilen teknoloji sayesinde korneanın düzeltilmesiyle sağlanır.
Farklı bir göz kusuru olan şaşılıkta ise iki gözün uyum içinde çalışamaması sonucunda, gözlerden biri bakılan nesneye dönükken diğer göz farklı bir yöne kayar. Şaşılık, ameliyatla tedavi edilebilir.

Göz Sağlığını Korumak için Neler Yapmalıyız?

Göz sağlığını korumak için;
» Kişisel temizliğimize özen gösterilmeliyiz.
» Tozlu ya da dumanlı ortamlarda bulunmamalıyız.
» Ellerimiz ile gözlerimizi ovuşturmamalıyız.
» Doğrudan gelen ışıktan gözlerimizi korumalıyız.
» Uzun süre televizyon izlememeli ya da bilgisayar ekranına bakmamalıyız.
» Yeterince uyumalı ve dengeli beslenmeliyiz.
» Kitap okurken kitap ile gözlerimiz arasında uzaklığın 25 – 30 cm olmasına ve okuma, yazma sırasında ışığın sol üstten gelmesine dikkat etmeliyiz.
» Gözlerimizi göz doktoruna belirli aralıklarla kontrol ettirmeli, göz doktorunun önereceği gözlük ya da ilaçları kullanmalıyız.

Kulak

Beş duyu organından birisi olan kulak, çevredeki sesleri duymamızı sağlayan organdır.
Kulak; dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç kısımdan oluşur.

kulagin yapisi

Dış Kulak

Dış kulak; kulak kepçesi, kulak yolu ve kulak zarından oluşur. Kulak kepçesi kıkırdaktan oluşan kıvrımları sayesinde dışarıdan gelen sesleri toplayan yapıdır. Toplanan ses titreşimlerini kulak yoluna gider. Kulak yolunda bulunan salgı hücreleri yaptığı salgılar sayesinde kulak zarının esneme kabiliyetini artırır, böylece çabuk yırtılmasını önler. Ayrıca bu salgılar yardımıyla kulağa gelen toz parçacıkları ve kopan deriler tutularak sarımtırak renkli kulak kiri oluşur. Kulak zarı, dış kulak ve orta kulak arasındaki bağlantı yeridir. Kulak zarı, ince bir zardır ve titreşebilme yeteneğine sahiptir.

Orta Kulak

Orta kulak; dış kulak ve iç kulak arasında kalan bölgedir. Orta kulakta ses titreşimlerinin şiddetini arttıran çekiç, örs ve üzengi kemikleri bulunur. Bu kemikler vücudun en küçük kemikleridir. Çekiç kemiği kulak zarıyla; üzengi kemiği ise oval pencereyle bağlantılıdır. Orta kulakta ayrıca yutağa bağlı olan östaki borusu bulunur. Östaki borusu, orta kulak ile dış ortam arasındaki basınç farkını dengeleyerek kulak zarını korur.

İç Kulak

İç kulak; salyangoz ve yarım daire kanallarından oluşur.
Salyangoz, duyma duyu almaçlarının bulunduğu kısımdır. Salyangozun içi sıvı doludur. Bu sıvı, oval pencereden gelen titreşimlerin duyu almaçlarına aktarılmasını sağlar. Salyangozda yer alan duyu almaçları, işitme sinirleriyle beyne bağlanır. Yarım daire kanallarının ise doğrudan işitmeyle ilgili bir görevi yoktur. Yarım daire kanalları, vücudun dengesinin sağlanmasında beyinciğe yardımcı olur.

İşitme Olayı

Havadaki ses titreşimleri kulak kepçesi tarafından toplanır ve kulak yoluna yönlendirilir. Bu titreşimler kulak yolundan geçerek kulak zarına gelir. Kulak zarında oluşan titreşimler; orta kulakta bulunan çekiç, örs ve üzengi kemiklerine aktarılır. Bu kemikler, titreşimleri büyütür ve oval pencereye iletir. Oval pencere zarı ise titreşimleri salyangoz içindeki sıvıya iletir. Buradaki özel hücreler sayesinde sinyallere dönüşen titreşimler, kulak içindeki işitme sinirleriyle beyne iletilir. Gelen uyartılar beyin tarafından değerlendirilir ve işitme olayı gerçekleşir.

Kulak Sağlığı

İşitme bozuklukları doğuştan geldiği gibi hastalık veya darbeye bağlı nedenlerden dolayı da oluşabilir. İşitme bozukluklarının giderilmesinde kullanılan en yaygın yöntem, işitme cihazıdır. İşitme cihazları dışarıdan gelen sesleri yükselterek seslerin daha rahat duyulmasını sağlar.
Kulağımızın sağlığını korumak için:
» Kulak temizliğine önem vermeliyiz.
» Mümkün olduğunca gürültüden uzak olmalıyız.
» Kulaklarımızı temizlerken sert ve sivri uçlu cisimler kullanmamaya dikkat etmeliyiz.
» Yüzerken ve banyo yaparken kulağımıza su kaçmasını engelleyecek önlemler almalıyız.
» Çok şiddetli ses dalgalarından kulak zarını korumak için ağzımızı açıp östaki borusuna hava girmesini sağlamalıyız.
» Kulağımızda bir ağrı hissettiğimizde ya da akıntı gördüğümüzde, kulak burun boğaz doktoruna başvurmalıyız.

Burun

Burun, 5 duyu organımızdan biridir. Koku almamızı sağlar ve solunumda görev alır.

burnun yapisi

Burnun Yapısı

Ön kısmı kemik ve kıkırdaktan oluşan burnun devamı, sapan kemiği ile ikiye ayrılan burun boşluğundan meydana gelir. Burun boşluğu, kafatası boşluğu ile ağzın üst tavanı arasında yer alır. Ön kısmından burun delikleriyle dışarıya, arka kısmından ise geniz yoluyla yutağa açılır. Burun boşluğunun etrafında buruna açılan sinüs boşlukları yer alır. Burun ve sinüs boşluklarını çevreleyen duvarlar mukus salgısı üreten mukoza tabakası ile kaplıdır. Ayrıca bu duvarlarda oldukça fazla miktarda damar ve kıl bulunur.

Burundaki yapılar solunan havayı ısıtarak, temizleyerek veya nemlendirerek burnun solumadaki görevini yerine getirmesini sağlar. Burnun koku alma görevini yerine getirmesini sağlayan en önemli yapı ise burnun üst kısmında bulunan koku almaçlarıdır. Koku almaçlarının toplu hâlde bulunduğu bu bölüme sarı bölge denir.

koku nasil alinir

Koku Alma Olayı

Maddelere kokularını veren tanecikler buharlaşarak maddeden ayrılır. Bu tanecikler soluduğumuz havaya karışarak burnumuza girer. Burnun sarı bölgesine ulaşan tanecikler mukus içinde çözünerek buradaki koku almaçlarını uyarır. Uyarılan koku almaçları, uyarıları uyartı mesajlarına çevirir. Uyartı mesajları, duyu sinirleri aracılığıyla beynin ilgili bölümüne iletilir. Uyartı mesajlarının beynin ilgili bölümünde değerlendirilmesiyle koku algılanmış olur.

Koku uyarılarını alan ve uyartı mesajı olarak ileten almaçlar çabuk yorulduğundan bir ortamdaki aynı koku uzun süre algılanmaz. Ancak ortama farklı bir koku dâhil olduğunda yeni koku algılanabilir.

Burun Sağlığı

Burnumuzun görevlerini yerine getirmesini olumsuz etkileyen başlıca rahatsızlıklar aşağıdaki gibi listelenebilir:
» Burun kemiği eğriliği
» Sinüzit
» Saman nezlesi
» Burun kanaması

Burnumuzun görevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için:
» Burnun temizliğine özen göstermeliyiz.
» Burna yabancı cisimler sokmamalıyız.
» Burun kıllarını koparmamalıyız.
» Bilmediğimiz maddeleri koklamamalıyız.
» Soluduğumuz havanın temiz ve nemli olmasına dikkat etmeliyiz.
» Rahatsızlık oluştuğunda Kulak – Burun – Boğaz polikliniklerindeki doktorlara görünmeliyiz.

Derinin Görevi ve Yapısı

Deri, vücudumuzu dıştan örten ve dış etmenlere karşı koruyan bir tabakadır. Deri; vücuda dışarıdan girmeye çalışan maddeleri engeller, su kaybetmemizi önler ve deri altındaki dokuları güneşin zararlı ışınlarından korur.

Dışarıdan gelen uyartıları derimiz aracılığıyla alırız. Sıcaklık değişimi, basınç ve ağrı gibi duyular da derimizdeki alıcı hücreler tarafından ilgili merkezlere yollanır.
Deri, boşaltıma ve solunuma yardımcı organlarımızdandır. Derideki gözenekler yardımıyla gaz alışverişi sağlanır ve böylece solunuma yardımcı olunur. Terleme ile de atık maddeler dışarı atıldığından deri, boşaltımda da görev almış olur. Ayrıca terin büyük bir kısmı sudan oluşur ve bu suyun buharlaşması sırasında ısı almasıyla serinlik hissedilir. Deri, bu sayede vücut ısısının korunmasına da yardımcı olur.

derinin yapisi

Deri, üst deri ve alt deri olarak adlandırılan iki kısımdan meydana gelmektedir. Epidermis olarak da adlandırılan üst derinin en dışında, dıştan gelen etkilere karşı vücudu koruyan, kan damarı ve sinir bulunmayan ölü bir tabaka vardır. Ölü tabakanın altında canlı hücrelerden oluşmuş bir tabaka bulunmaktadır. Burada deriye rengini veren melanin adlı renk maddesi bulunur. Üst deri, sıvı geçirmez bir tabakadır. Bu sayede vücuttaki sıvılar korunur.

Üst derinin altında dermis de denen alt deri vardır. Kan damarları, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri, kıl kökleri, kas lifleri ve duyu almaçları; alt deride bulunur. Ter bezleri boşaltıma yardımcı olur. Yağ bezlerinin salgıladığı yağ; deri üzerinde çok ince bir katman oluşturarak vücuda yararlı bakterilerin yaşamasını, zararlı olan mikropların ise barınamamasını sağlar. Ayrıca alt derideki duyu almaçları, derinin sıcaklık değişimi ve basınç gibi uyartılara duyarlı olmasını sağlar.

Derinin Sağlığı

Alerjik nedenler, mikroorganizmaların etkisi veya deriye verilen fiziksel zararlar nedeniyle uyuz, uçuk, mantar, egzama, kurdeşen, sedef, nasır, kepek, deri iltihabı ve deri kanseri gibi deri hastalıkları görülebilir.
Deri sağlığı için yapılması gerekenler;
» deriyi temiz tutmak ve sık sık banyo yapmak,
» deterjan gibi kimyasal maddelerden deriyi korumak,
» dengeli beslenmek ve yeterli su tüketmek,
» çok uzun süre ve yazın güneş ışınlarının en dik geldiği öğle saatlerinde güneş altında kalmamaktır.

Dil

Dil, ağız boşluğunda yer alan tat alma organıdır. Tat almanın yanı sıra çiğneme, yutma ve konuşmaya da yardımcı olur.

Dilin Yapısı

Dil, çizgili kaslardan oluşmuştur ve üst kısmı pürüzlü bir yapıdadır. Dil üzerinde, tat almayı sağlayan tat almaçları bulunur. Bu almaçlar bir araya gelerek tat tomurcukları adı verilen yapıları oluşturur. Dilde acı, tatlı, tuzlu ve ekşi olmak üzere dört farklı tat için özelleşmiş tat tomurcukları bulunur. Farklılaşmış bu tat tomurcukları dilin her bölgesine yayılmıştır. Ancak farklı tat tomurcukları, dilin farklı bölgelerinde yoğun olarak yer alır. Bu nedenle dilin her kısmı her tadı alabilse de bazı bölgeler bazı tatlara karşı daha duyarlıdır.

dilin yapisi

Tat Alma Olayı

Tat alma olayı, besinlerin tükürük içerisinde çözünerek tat almaçlarını uyarması ile başlar. Uyarılan tat almaçları, uyarıları uyartı mesajlarına dönüştürerek duyu sinirleri aracılığıyla beyne iletir. Beynin, gelen mesajları değerlendirmesiyle tat algılanmış olur.
Tat alma olayı ile koku alma olayı arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bir besinin tadının tam olarak algılanabilmesi için beyne, tat ve koku almaçlarının her ikisinden de uyartı gitmesi gerekir. Burnumuz tıkalıyken yediğimiz besinlerden tat alamamamız bu ilişkiyle açıklanır.

Dil Sağlığı

Dilimizin sağlığı için dikkat etmemiz gerekenler;
» çok sıcak ve çok soğuk yiyecek ve içeceklerden uzak durmak,
» ağız temizliğine dikkat etmek,
» asitli ve gazlı içeceklerden uzak durmak,
» sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmaktır.
Dil ile ilgili bilinen en yaygın rahatsızlıklar, dil iltihabı ve dil mantarıdır. Bu rahatsızlıkların yanı sıra bazı tat tomurcuklarının gelişmemesine neden olan kalıtsal tat körlüğü hastalığı bilinmektedir. Tat körlüğüne sahip olan kişiler bazı tatları alamaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz